,
Buradasınız  :  Anasayfa > Kategoriler > Genel Bilgiler > Türkiye > DÜZCE > Kaynaşlı > 
Genel Bilgiler
Topuk Yaylası
İstanbul veya Ankara gibi kentlerden özel araçla yola çıkanlar otoyoldan ayrıldıktan sonra Kaynaşlı, Bakacak mevkiinden Topuk Yaylasına doğru önceleri asfalt sonra kullanılabilir toprak yol ile gölete gelebilirler.
Düzce İstanbul 215 km

Düzce Ankara 235 km

Düzce İzmir 550 km

Düzce Bursa 230 km

Güzergâh otomobil ve motosikletlere olduğu kadar, 4x4 safari turları için de aktivitelerin uygulanabileceği ideal özellikler taşıyor.

Not: Kaynaşlı - Bakacak'ta çıkıldığında Dipsizgöl - Topuk Yaylası ve Göleti - Kocayayla - Sinekli Yayla - Derdin Yaylaları - Torkul Göleti ve Yaylaları - Odayeri Yaylası - Şehirli Yayla - Unluk Yayla - Yanık Yayla - Pürenli ve Balıklı Yaylalar - Kardüz Yaylasına kadar orman içi yaylalar zinciridir.

Düzce kent içi otelleri
Konsopa Otel
Tel no: 0(380) 524 80 99

Kaya Otel
Tel : 0(380) 514 19 75

Park Otel
Tel : 0(380) 514 73 83


Şelale Restoran ve Pansiyon
Zekai Ayyıldız

Tel: 0(380) 561 11 40
Gsm: 0555 306 77 12


Topuk Yaylası çevresindeki ücretsiz Eskimo evlerinde veya 4 km uzaklıkta ki köy ev pansiyonlarında konaklamak için
Muhtar Osman Gümüş
Tel : 0544 480 80 55 veya
0(380) 547 72 21 müracaat edebilirsiniz.

Berceste
Bolu Dağı çıkışı Kaynaşlı Mevkiinde hizmet veren Berceste doğal ürün pazarını andıran zengin çeşitler barındıran ünlü bir uğrak yeri. Müdürlüğünü Mehmet Kunt'un yaptığı Berceste de 100 çeşit açık büfe kahvaltı için kişi başı 12 YTL ödeniyor. Pazar günü kahvaltı için gelenlerle yer bulmanın güçleştiği Berceste de ızgara etler, mantı, sarımsaklı yoğurtlu etli yaprak sarma, parmak yalatacak kadar lezzetli yapılıyor. Kıvamında yoğurt, manda kaymaklı iç hamuru alınmış, rulo haline getirilmiş ekmek kadayıfına ne kadar tok olursanız olun hayır diyemiyorsunuz. Açık ve kapalı mekânda hizmet veren Berceste'nin bakımlı üst bahçesi çocukların hoşlanacağı oyun aletleriyle süslenmiş. Izgara ocağından çıkan koku ve dumanlarla konukların rahatsız olmaması için baca çıkışına metal borular içinde metrelerce yol yapılmış. Servis elemanları kontrollü ve disiplinleri ile hizmette kusur etmiyorlar. Hizmet veriliş bu boyutlara ulaşınca Berceste'ye yol üzerinden geçen yolcuların yanı sıra sadece yemek için gelenlerin sayısı da hızla artmış. Tüm mutfak ihtiyaçlarının karşılandığı market reyonlarında bakliyat, yöresel pirinç, köy ekmeği, ahududu, böğürtlen, dağ çileğinden, diğer reçellere, isli, dil, örgü, Abaza, köy peynirinden, Çerkez füme peynirine dek tüm çeşitleri, fındık, kestane, ıhlamur ve yörenin günlük toplanmış kaliteli kirazlarını yazın, dağ çileğini Mayıs, Haziran aylarında bulabiliyorsunuz.
Berceste E-5 Karayolu üzeri Bolu Dağı: 0(380) 546 66 00
Müdür Mehmet Kunt: gsm: 0532 392 75 51
Tem otoyolu üzeri Yeşilyayla Tel no: 0(380) 746 11 96

Samandere Şelalesinde iki tane piknik yapabileceğiniz orman içi kır lokantası hizmet veriyor. Şelale Değirmen Restoran'ı Resul Türkoğlu işletiyor. Şömineli kapalı bölümüyle kışında açık olan restoran balık yaşatma havuzlarında bulundurduğu alabalıkları güveçte, kiremitte pişiriyor, kültür mantarı, et mangal, köy peyniri, köy ekmeği, yapıyor. Dere üstündeki su değirmeni arkasında bahçe içi dinlendirici köşelerde yemek yeme imkânı bulunuyor.
Şelale Değirmen Restoran Resul Türkoğlu
Tel: 0(380) 561 10 08
Gsm: 0505 283 78 79

Kuru Göl
Önce Üç Köprü mevkiinden girerek Kuru Göl'e gidiyoruz. Düzce'den batıya doğru eski E-100 den 10 km yol alıyor ibreli çam ağaçları arasında açılmış toprak yoldan içi sazlarla kaplı göle geliyoruz. Orman içinden geçen yüksek gerilim hattı telleri dikkatimi çekiyor, ormancılar hatlara uzayıp yaklaşan ağaçların kontrol altında olduğunu şerare oluşmaması için uzadıkça kesildiklerini, bu işin çok önemli olduğunu belirtiyorlar. Çevrede uygun ortamlarda geyik, karaca, tilki, domuz, ayı, çakal, sincap görülebileceğini ekliyorlar. İki saatlik bir yolculuk sonrası dev metropol İstanbul'dan gelenler için böylesine farklı bir ortam etkileyici olabiliyor. Ve bir anda kendinizi gölün kıyısında buluveriyorsunuz. Aslına bakarsanız gölde fazla bir şey yok, iyi de değerlendirilmemiş. Gözden uzak olan gönülden de ırak olur misali, bakımsız boş bir yapı doğanın içinde kurbağaların sesini, kuşların korosunu dinliyor. Gençler, balık tutuyor, çevrede çeşme, büfe, wc gibi hiçbir şey yok ama turizm adına güzellikler vaat ediyor. Gölde sazan, karabalık denilen, ekmek hamuru ile tutulan, tatlı su balıkları yaşıyor. Her ikisinin de tavasının leziz olduğu anlatılıyor. Kurbağalar ne kadar çok olursa balıklar da o kadar fazla olur diyorlar. (Balıkların yumurta dökme mevsiminde av yapılmaz ise). Düzce merkezden 16 km, E-100'den 5 km uzaklıkta ki Kuru Göl, tertemiz havası, kolay ulaşımı ile günübirlik kullanım alanının dinlenme, piknik ve orman içi doğa yürüyüşlerine cevap vermesi nedeniyle geleceği parlak görünüyor.

Topuk Yaylası ve Göleti
Düzce'den ayrılıp Bolu Dağı rampasına tırmanmaya başlıyor Kaynaşlı'dan Bakacak mevkiine geliyoruz. Sağ tarafımızda İsmail'in Et Lokantası var, köşesinden içeri giren kenarları fındık ağaçları ile çevrili asfalt yolu kullanarak virajları çıkmaya başlıyoruz.

Bakacak sırtlarından görülen manzara altımızda oldukça etkileyici biçimde gözler önüne seriliyor. Dağın zirvesine yakın bölümünde rampayı bitirmeye çalışan kamyonların, tırların, Abant, Ankara yolcularının tırmanışları ile yokuşu geliş yönünde bitirip aşağı doğru süzülen araçların nispeti bir yana bu manzarayı daha geriden dağ zirvesine hâkim tepeden seyreder biçimde sıralanmış Bakacak Villaları görülüyor. Seyir tepesinin karlı halini şöyle bir hayal edip, yola devam ediyoruz. Seyir tepesi sonrası yol ikiye ayrılıyor. Biz sola Dipsiz Göl köyüne ayrılan yolu takip ediyoruz. Ormancılık, hayvancılık, arıcılık ve Bolu Dağı tesislerinde çalışanların konakladığı köy çam balı, kestane balı ile de anılıyor. Köy içinden geçip önce sola sonra sağa dönüyor, Topuk Yaylasına yöneliyoruz. Yolun iki yanı kayın ağaçları ile kaplı gözleriniz yeşile doyuyor. Orman denizinde Bolu Dağının batı eteklerinde ilerliyorsunuz, Bıckıyanı Köyü tepelerden görünüyor. Birkaç ahşap köy evi göz okşuyor. Toprak yol yöresel bitki örtüsü kendini hissettirmeye başlıyor.
Nisan Mayıs aylarında ormanda yetişen, bir tür gövde ve kök bitkisi olan Kaldirik sebzesini toplayanlar bahçelerinde odun ateşinde koca tencerelerde haşlayarak hazırlıyorlar. Turşusu kuruluyor, sağanla kavruluyor, yumurtalısı yapılıyor ya da sade yeniyor. Mevsiminde çiğ olarak Düzce'de pazarda da satılıyor, lezzetiyle seviliyor, iştah açıyor. Mor renkli orman gülleri, çam ormanı içinde gözünüzü okşarken havanın temizliği, kokusu fark ediliyor. Nefes aldığınızı bile unutuyorsunuz.
Bu yörelerde 4-5 saatlik uyku kafi gelir kendiliğinden uyanırsınız diyorlar. Yaz ve bahar aylarında kullanılabilir hafif tozlu yol araçla ve motosikletle gezi imkânı veriyor. Yörenin yerlileri kışın iki metre kar olur diye uyarıyorlar. Yüksek tepede gece soğuk olduğu için sinek olmaz diye sözlerine artı bir avantaj ekliyorlar. Topuk Yayla Göleti Bıçkıyanı Köyü sınırları içinde HİS amaçlı yapılmış. (Hayvan İçme Suyu). Gölet dağdan çıkan kaynak suları ile besleniyor, fazlası gider çıkışından bırakılıyor.

İçinde aynalı sazan ve kadıncık denilen Hollanda sarısı biraz kılçıklı balıklar yaşıyor, tava ve ızgarasının lezzetli, derisinin kalın olduğu anlatılıyor. Göletin yakınında bulunan köy Giresun kökenli olup 150-200 senelik bir maziye sahip. Hayvancılık ve ormancılıkla ilgileniyorlar. 1997 yılında yayladan çıkan suyu Köy Hizmetleri plan proje dâhilinde önüne set çekip doldurarak yapay bir göl oluşmasına imkân vermiş. Göl çevresine iki küme halinde fiberglas malzemeden üretilen 23 adet Eskimo kulübelerine benzer İspanyol yapımı bungalovları yerleştirmişler. (Kaynaşlı'ya depremde yardım amaçlı gönderilip kullanıldıktan sonra). Piknik amaçlı gelenlere ücretsiz veriliyor. 8 tanesinin içi tahta döşeli diğerleri toprak zeminle temas halinde, başka malzeme yok. Soğuk havada içi sıcak oluyor, göl çevresinde bir mescit, bir çay evi, önceden haber verenlere yemek de yapıyor. Piknik masaları, içilebilir pınar suyu çeşmeleri, 4 adet seyyar tuvalet var. Köy muhtarı Osman Gümüş yazın göle kayık koyuyor oda ücretsiz, piknik alanı da. Yeter ki motorcular, safariciler, aileler gelsinler şu güzelliği yaşasınlar, zaten bir daha ayrılamazlar diyor. Üstüne basa basa herkese yardımcı olacağını vaat ediyor. Muhtar Osman Gümüş tel no: 0544 480 80 55 veya 0(380) 547 72 21 Gölde iki ay süre içinde sportif amaçlı, ücretli olta balıkçılığı yapılıyor. 2001 yılında göletin suyu çekilmiş dolgu çalışması yenilenmiş ve tekrar su biriktirilmiş. Gölün derinliği 1 ila 12 metre arası değişiyor. Dip çevre çimen dokusu olarak devam ediyor. Denizden yüksekliği 1300 metre olan göl çevresinde iklim, gezilere 15 Nisandan Kasım sonuna dek izin veriyor. Yol köy hizmetleri tarafından sürekli açık tutuluyor. 2000 yılında göl yüzeyi 50- 60 cm kalınlıkta buz tutmuş. Bir ayı balık yakalamak için göle inmiş, buzun ince yerinde yüzey çatlamış ayı açılan delikten gölün içine düşüp kaybolmuş. Buzun altında 200 metre yüzüp sığ kıyıda yerden aldığı güçle alttan omuzlayıp yüzeydeki buzu kırıp kaçmış. Köylüler kurtulduğunu izlerden anlamışlar. Akşamın sakin saatlerinde su içmeye inen geyik ve karacalar görülebilir, ayılar piknikçilerin bıraktığı çöp bidonlarını karıştırır, yiyecek ararlar, koyunlara ve insana dokunmazlar diyorlar. Jandarma bölgesi olan yayla her bakımdan güvenlidir diye ekliyorlar. Bu kadar göl hakkında bilgiden sonra biraz da gölün yaşantısından bahsetmek gerek. Sarıçam, kayın, göknar, kavak, gürgen bölgenin ağaçları ve etrafa yaydıkları yoğun orman kokusunu teneffüs ederek yaklaşıyorsunuz yaylaya ve gölete. Orman içinin nemi, gölgesi, yeşili ve süzülen güneşi göleti bulana dek merak ve heyecan uyandırıyor. Tepeyle buluştuğunuz an panik başlıyor, nereden baksam, nereye gitsem telaşınızı kurbağalar sanki kahkahalarla cevaplıyor. Seslere işbirlikçi kuşlar katılırken boyunlarında ki çanları sürekli otlayarak sallayan uzun saçlı hippi görünüşlü koyunlar, kuzular, inekler destekliyor. Ah diyorsunuz burası Abant'tan güzel, Abant'tan bakir, İstanbul için Abant'tan yakın, üstelik Bolu dağını geçmiyor insan. Cep telefonu da çekiyor. Köyden 4 km uzaklıktaki Topuk Yaylasında 26 Haziranda yayla geleneksel şenlikleri yapılıyor. Yöresel sanatçılar kemençeler çalıyor şarkılar söylüyor, halk oyunları oynanıyor. Konuklar piknikler yapıp göl çevresinde 2,5 km lik doğa yürüyüşlerine katılıyorlar. Kent içinde iki kat yürüyüp yorulanlar Topuk Yaylasında atlet kesiliyorlar.


Kütüklü Yaylası
Göletin arkasından geçip orman içine dalan yol Kütüklü Yaylasına uzanıyor. Bu bölümler biraz daha bozuk olsa da geçilmez değil. Ağaç gövdelerinde sincapların biraz küçüğü olan çökelezler görülüyor. Yolun sol tarafının Bolu, sağ tarafının Düzce iline ait olduğunu, soluma ayrılan yolun 3 - 4 km sonra Abant'a gittiğini ve hiç bilmediğim bir açıdan Abant gölünü görme imkânı verdiğini öğreniyorum. Karşılaştığım yayla evlerinin bazılarını doktorlar kullanıyor, hafta sonu tatillerinde şifalı bitki topluyor, piknik yapıyorlar. Bazılarında, astım, damar sertliği, şeker hastaları yaşayıp şifa buluyorlar. Bunlar arasında Almanya'dan gelip rahat bir kış geçirmek için yaz aylarında 3 ay kalanların olduğunu görüyorum. Uzun boylu ağaçlar gökyüzüne dek uzanıyor. Bakacaktan 22 km uzaklıkta akşama doğru kollarıma akşamın serinliği yapışıyor. Yol boyunca içtikçe acıktıran, hazım yaptıran pınar sularının tadına bakarak Sakarca Yaylasına geliyorum.

Sakarca Yaylası
Bir kısmı Bolu bir kısmı Düzce'ye ait yaylada rakım 1000 metre. Doğusu çam, batısı kayın örtülü yayla aralıksız kekik kaplı. Hayvanlar doğal olarak bu ortamda otluyor kekikler ete sinip kokusunu etkiliyor. Yayla Temmuzda kekik ve yayla çiçeği kokusundan geçilmiyor. Kekiği her yerde kullanıyorlar, yapraklarından çay demliyor, fasulye ezmesine karıştırıp adına agut diyip yiyorlar. Yayla daha önceleri Bolu'ya aitmiş. Abdurrahmanoğlu İsmail Çuburoğlu 1932 de yaylayı ilk tutan olmuş. Hasan Ali Çuburoğlu yaylamıza gelenler peynir, süt, yoğurt, köy ekmeği ile piknik yapabilirler diyor. Tavuk, civ civ yapamıyoruz sansar hepsini boğuyor diye yakınıyor. Yanıklık mevkiinde geyikleri gördüğünü, tepedeki tuzlakta tavşanların çıkıp oynadığını, doğanın bekçisi olduğunu, avlanmanın yasak olduğunu vurguluyor. Sakarca Yaylasından ayrılıp Karadikmen Yangın Gözetleme kulesine geliyoruz. Düzce'ye hâkim bir tepede yer alan kule çevresinde küçük bir havuz ile çeşme ve odun masalar var bu yüksekliğe bile piknik için gelen ailelerin olduğu vurgulanıyor.

Samandere Şelalesi
Zengin bitki örtüsü içinde yer alan şelaleler topluluğu Düzcelilerin en bilindik ve gözde mesire yerlerinden biri olup kolay ulaşımı, alabalık lokantaları ile rağbet görüyor. Samandere köylülerinin ürettiği doğal köy ürünleri ile alabalık üretme ve yaşatma havuzlarında canlı bulunan balıkların yendiği mesire yeri, dinlendirici ortamı, bol ve debisi yüksek şelalesi, su sesine karışan kuş sesleri ve piknik alanları ile yılın her ayı çok uzaklardan bile kendine ziyaretçi çekmesini biliyor. Orman Bakanlığı'nca tabiat anıtı olarak tescil edilen şelale girişine merdivenlerle iniyor bir süre akan su paralelinde yürüyorsunuz. Daha sonra demir korkuluklu patika sizi şelalenin yanına getiriyor. Burada Milli Parklar Mühendisliği heyelan tehlikesi, taş düşebilir uyarı tabelası bulunuyor. Kendinize güveniyorsanız şelale boyunca aşağı doğru inen basamaklarla şelalenin tam karşısına geçiyorsunuz. Basamaklarla suların döküldüğü şelale tabanına kadar iniliyorsa da riski göze almak gerekmiyor. Turizmle ilgili tüm sorun ve sorularınız için Düzce İl Kültür Turizm Müdürü Özcan Budak yardımcı oluyor.
Tel no: 0(380) 524 94 33
Gsm: 0 (532) 446 86 42


Şelale yanında hizmet veren diğer restoranın sahibi Zekai Ayyıldız açık alanda suyun içine bile masa kuruyor, dere boyundaki 10 keyifli çardakta konuk ağırlıyor. Köy peyniri, kızartıyor, Alabalıkları da yağda kızartıyor! Fasulye turşusu, Kaldirik salatası, köftesi, yumurtalı kızartması, turşusu verebiliyor eşi lahanalı Karadeniz yemekleri yapıyor. İsteyene kahvaltıda var. Yemek sonrası hazım için hamaklara uzanmak da cabası.

Şelale Restoran ve Pansiyon
Zekai Ayyıldız
Tel: 0(380) 561 11 40
Gsm: 0555 306 77 12

Samandere şelale bölgesinin biraz uzağında bulunan bir başka restoran ise Şimşirlik Balık Üretim ve Lokantası. Şimşirlik Mevkii Uğur suyu boyunca uzanan kıyıda yer alan lokanta hafta sonu piknikçilerin uğrak yerlerinden bir başkası.
Etiketler
topuk, kaynaşlı, bolu
Bu Sayfayı Paylaş :
Gönderen
quelquun
Tarihi ve Saati
06.10.2008 21:49
Okunma
17886
Değerlendirme
Sen de Oy Ver
3 kişi
Favorilere Ekle Mesaj Gönder Arkadaşıma Gönder Sayfayı Yazdır

İlk Yorumu Sen Yaz

 
 
En Çok Okunanlar
Editörün Seçtikleri