,
Buradasınız  :  Anasayfa > Kategoriler > Tarih-Kültür > Genel Bilgiler > Türkiye > İSTANBUL > Eminönü > 
Tarih-Kültür
Beyazıt Meydanı
İstanbul'un siyasi ve tarihi mekanlarının en önemlilerinden biri olan Beyazıt Meydan'ı, kendini çevreleyen Beyazıt semtindeki önemli yapılar nedeniyle de kentin görsel malzemesi en bol olan mekanlarındandır. M.S. 393 yılında şehrin en büyük meydanı olarak inşa edilmişti. Ortasındaki dev boyutlu zafer takının üzerinde yer alan bronz boğa başlarında dolayı buraya “Form Tauri” meydanı denilmişti. Üzerinde İmparatorunda heykeli yükselen zafer takından birkaç mermer blok ve sütun kalıntıları bulunmuşken, kuzeydeki abidevi çeşmeden eser kalmamıştır.

Osmanlı genelkurmayının (Daire-i Umur-ı Askeriye) ve en büyük ticaret merkezi Kapalıçarşı ve Sandal Bedesteni'nin burada oluşu, Beyazıt Camii ve medreselerinin meydanda bulunuşu nedeniyle de bu semt İstanbul'a yolu düşenlerin uğrak yeri haline gelmiştir. Kuzeyde, Fatih’in yaptırdığı ilk sarayın yerinde İstanbul Üniversitesi bulunmaktadır. Üniversite girişi abidevi kapı ve bahçedeki yangın kulesi 19 yy. yapılarıdır. Meydanı süsleyen ve adını veren 15 yy. Beyazıt Camii kalabalık ve hareketli kapalı çarşının komşusu olup, buraya ait külliyeden günümüze medrese, hamam ve dükkanlar kalmıştır.

Fotoğraf öncesi kitaplarda gravür, sonrası eserlerde fotoğraf ve kartpostal olarak pek çok görüntüsü bulunabilen Beyazıt Meydanı, tarihi pek çok olaya tanıklık etmiş bir İstanbul mekanıdır. Osmanlı dönemindeki siyasi önemini Cumhuriyet döneminde kültürel alanda sürdüren Beyazıt Meydanı ve çevresi, genç Cumhuriyet'in en eski ve köklü üniversitesi kabul edilen İstanbul Üniversitesi'nin faaliyette bulunduğu mekan olması nedeniyle önemini korumuş hatta arttırmıştır.

İstanbul Üniversitesi ve çevresinde oluşan kültür mekanları (Belediye Kitaplığı, Beyazıt Umumi Kütüphanesi, Türkiyat Enstitüsü gibi) pek çok bilim adamı, edebiyatçı, düşünürün uğradığı veya yaşadığı yer olmuştur.

Kültürel hayatın dışında Beyazıt Meydanı'nın en büyük özelliklerinden birisi de Kapalıçarşı gibi Osmanlı dış ve iç ticaretinin merkezi sayılan bir yapıya açılıyor olmasıdır. Kapalıçarşı eski İstanbulun en önemli ticaret merkezidir. Bütün bu nedenlerden Beyazıt Meydanı bir ilgi odağı halindedir. Beyazıt Meydanı'na gelip Kapalıçarşı'yı ziyaret eden -bunlara James Robertson'dan başlayan bütün fotoğrafçılar dahil- bütün yabancı gezginler Beyazıt Meydanı ve semtini görütülemişlerdir. İstanbul'da en çok fotoğrafı çeki en mekanlardan biri olan Beyazıt Meydanı'nın pek çok fotoğrafı ve buna bağlı olarak yüzlerce kartpostalı vardır. Beyazıt ve çevresinin ilk fotoğrafları 1850-1860 yılları arasında James Robertson tarafından çekilmiştir. İstanbul'a gelip görüntü almak isteyen pek çok fotoğrafçı gibi Beyazıt Yangın Kulesi'ne çıkarak kentin panaoramik fotograflarını çeken Robertson, Beyazıt Meydanı'nı, Kapalıçarşı'yı, Seraskerlik Dairesi'ni, Beyazıt Külliyesi'ni görüntülemiştir.

Beyazıt Meydanı pek çok yıkım, istimlak gibi imâr(!) hareketine maruz kalmış bir mekandır. Eskiden küçük bir meydan, ve daha çok yerleşim ve ticaret alanı iken yıkımlar sonucu geniş, boş ve büyük bir meydan hüviyetine bürünmüştür. Bu genişliğinin de yarattığı etkiyle bir dönem "Hürriyet Meydanı" adıyla da anılan yerin değişmeyen köşelerinden biri
Kapalıçarşı'nın Beyazıt Kapısı ve civarıdır. Tramvay durağına bakan köşe sebili, Hakkı Tarık Us Kütüphanesi olarak kullanılan sıbyan mektebi gibi eski eserlerle çevrelenmiş olan Kapalıçarşı Beyazıt kapısı yüz yıldır değişmeyen bir görünümdedir. Kapalıçarşı içini gösteren fotoğraf ve kartpostallar çok nadir bulunur. Gerek restorasyon çalışmaları gerek Kapalıçarşı'nın tarihi için bir belge niteliğindeki bu kartpostalların koleksiyonunun yapılması çok zordur. Çarşı içinde sosyal hayatı göstermesi açısından da önemli olan bu kartpostalların bir araya getirilmesi ve yayımlanması gereklidir.

Beyazıt Meydanı kartpostallarından bazıları görüntü olarak birbirinin aynı olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle şimdiki İstanbul Üniversitesi olan Seraskerlik Kapısı'nı gösteren kartpostallar değişik yayıncılarına rağmen aynı fotoğraftan üretilmiştir. Değişimi arz eden kartpostallardan bazıları ise şimdi İstanbul Üniversitesi bahçesini gösterenlerdir. Osmanlı döneminde bu alanın ağaçsız bir alan olduğunu gösteren kartpostallardan başlayarak Cumhuriyet döneminde ağaçlandırılıp giderek büyük bir yeşil alana dönüştüğünü gösterir bu kartpostallar.

Kaynak; Kapalıçarşı Dergisi.

Bu Sayfayı Paylaş :
Gönderen
gezikolik
Tarihi ve Saati
20.11.2008 10:44
Okunma
6055
Değerlendirme
Sen de Oy Ver
3 kişi
Favorilere Ekle Mesaj Gönder Arkadaşıma Gönder Sayfayı Yazdır

İlk Yorumu Sen Yaz

 
 
En Çok Okunanlar
Editörün Seçtikleri