,
Buradasınız  :  Anasayfa > Kategoriler > Hafta Sonu Gezisi > Türkiye > MANİSA > Salihli > 
Hafta Sonu Gezisi
Bozdağ yolunda
Ege’de bahar böyle geliverir. Hava çok soğuk dersiniz, güneş açar. Bakarsınız ki bademler bayramlıklarını giymiş. Artık tatil günü, evde durmak zamanı geçmiştir. Okullar için hazırladığımız “Doğal Ortamda Eğitim” etkinliklerinin Sart - Bozdağ – Ödemiş parkurlarında inceleme yapmamız gerektiğine göre, bahanemiz de hazır. Biz de zamana uyuyoruz.

Belkahve’ye tırmanmadan az önce yoğun bir duman içinde kalıyoruz. Gözün görebildiği her şey toz kaplı: ağaçlar, çatılar, çitler, duvarlar… kuşlar kanatlarına yağan tozdan uçamaz sanırım buralarda

İzmir, EXPO 2015’e aday. Teması da “sağlık. Bu fuar, bu tür rezaletlerden kurtulmamız için bir umar olabilir.

Geçenlerde BİE üyelerine bir çuval para harcanarak tanıtım yapıldı. Adamlar buraları gördülerse “Sağlık” ın EXPO 2015’e tema olarak seçilmesini her halde kara mizah olarak algılamışlardır.
****
Ankara yolu, Ahmetli’ye dek sağında solunda ne kaldığını göstermiyor; öylesine yoğun bir yapılaşma var. Yıllar önce, hafta sonları bu yoldan İzmir’e inerken her kilometrede farklı bir iklim yaşardım. Salihli’de yeşil olan başakların Kemalpaşa ovasında sarardığını görmek, Kemalpaşa’nın kirazından, Dombaylı’nın şeftalisine geçmek az zenginlik değilmiş doğrusu.

Salihli’ye yaklaştıkça sağda solda budanmış üzüm bağlarını gördükçe, birkaç gün önce karşılaştığım Sarıgöllü eczacının sözlerini anımsadım.

- Son yıllarda üzümden çok iyi para kazanıyoruz. Pamuk ekiyorduk eskiden. Şimdilerde pamuk tarlaları, üzüm bağlarına dönüyor.

- Bildiğim kadarıyla tütüncüdür Sarıgöllüler, dediğimde.

- Birkaç yıldır tütüncülük neredeyse bitmişti, ama bu yıl iyi para etti tütün. Seneye birçokları tütün dikecek, demişti.

Tam bize göre bir ziraatçılıktı eczacının anlattıkları. Devlet ürün planlaması yapmayınca çiftçi, bir önceki yıl ne para etmişse, onu eker, diker bizde. O yıl da başka bir ürün para eder; o, yine açıkta kalır. Oysa girmeye çalıştığımız AB’de her çiftçi aklına eseni tarlasına ekemez, dikemez. O topraklarda belirlenen ürün buğdaysa buğday eker, mısırsa mısır. Çünkü bu, hem tarlanın verimliliği için, hem de ürünün ilaçlaması, gübrelemesi için zorunludur. Eğer ulusal veya uluslararası pazarda bir sorun doğar da orada üretilen ürün düşünülen değeri bulamazsa, devlet çiftçiyi destekler.

****
Şehirlerarası yollarda dinlenme tesisleri, dünyanın neresine giderseniz gidin, önce temizlik, sonra lezzet ve fiyat açısından değerlendirilir. Yıllardır seyahat ederim. Hâlâ temizlik sorununu çözemediğimizi biliyorum. Ön tarafta yemek satalım diye uğraşır nice anlı şanlı tesis, ancak tesislerinin arka taraflarını çöplük olarak kullanırlar. Oysa benim gibi birçok kişi ön tarafta yemek yemeden önce tesislerin arkasını gezer, tuvaletine bakar.

Bu kez gerçekten çok güzel bir tesis görmenin mutluluğunu yaşadım. Çalışanlarıyla, fiziki özellikleriyle, çevresiyle gönül rahatlığıyla yemek yenilebilecek bir tesis MRT. Salihli’ye gelmişse insan, elbette odun kebabı yemeli. Kuzu etinden, yumuşacık; ama yağsız. Keşke bu tesislerin sayısı daha çok artsa.

****
Beyaz kürkünü giymiş Bozdağ’ın bütün görkemiyle bizi çağırdığını
hissediyoruz. Sapağı dönüyor, dar ve çok dönemeçli yollardan döne dolaşa çıkmaya başlıyoruz. Kış uykusundan uyanmaya hazırlanan ova geride kalıyor. Sağımızda solumuzda kar parçaları. Allahdiyen, Salihli ovasına egemen villalarla doluvermiş son geldiğimizden bu yana. Yolda yoğun bir trafik var.

- Bugün pazar, hava limonata gibi. Bozdağ’da kar yükünü almış, şaşılacak
ne var bunda?

Kırkoluk’a varmadan bir dönemeçte duruyoruz. Gözüme ta ötelerde boğazın arasından bir mavilik çalıyor. Bilmez miyim orayı:

- Bakın, diyorum çocuklarıma , ben öğretmenliğe ilk o maviliğin bir kıyısında başladım. O boğazdan Demirköprü Barajı’na çıkar, baraj gölünü izleyen yolun tozunu yuta yuta giderdim Köprübaşı’na. Gediz, Murat Dağları’ndan başladığı yolculuğunda toprağı, meşe kütüklerini yüklene yüklene gelir, o mavi gölde biraz soluklanır, sonra bir daha düşer yollara; bu gördüğünüz ovaya aş, ekmek ola ola gider Ege’ye. Bu, binlerce yılın ulu suyu, son otuz yılda Menemen ovasında zehre dönmüşse, biz lanetlenmeyi çoktan hak etmiş bir kuşağız.

- Paranın dünyada ilk kez Sart’ta kullanılmasını nasıl yorumlarsın, diye soruyor oğlum gülerek.

****
Bozdağ kasabası bir vadinin içinde sıkışıp kalmış. İnsan kendisini İsviçre’de sanıyor. Yolun sağında solunda piknikçiler kartopu oynuyor. Biz de iniyoruz arabamızdan. Karda ayak seslerini duymayalı ne de çok olmuş… Uzaklaşıyorum insanlardan. Aklımda, sırtında, 30-35 kilo yükle eşkıya peşinde koşan Mehmetçikler var. Kaçı daha önce karda yürümüştü, kardan adam oynamıştı ki…

Bozdağlı kamburu çıkmış bir adam, ineğinin ipini tutmuş evine gidiyor. Selam veriyorum.

- Yiyecek yok, ne yapalım. Ta güney yakada kar erimiş. Orada otlattım biraz, diyor.

Ne söyleyeceğimi merak bile etmiyor. Belli ki üşümüş; yürüyor yoluna.

Kar, kimine eğlence, spor; kimine eziyet; işkence…

Gölcük’ten Ödemiş’e inerken Muzaffer Sarısözen’in buralardan derlediği bir türkü dolanıyor dilimize:

Mezarımın taşı Bozdağ’a karşı
Üstünün toprağı, gözümün yaşı
Çakırcalı’yı vurdular akşama karşı

Uyan anam uyan gör neler oldu
Karıncalı dağ başı kan ile doldu…

Nedenini bilmeden ya da bilip de söyleyemeden, nakaratı bir ağızdan döne dolaşa söylüyoruz.

Hamdi TOPÇUOĞLU
egerem@yahoo.com




Bu Sayfayı Paylaş :
Gönderen
Hamdi
Tarihi ve Saati
02.03.2009 12:14
Okunma
6025
Değerlendirme
Sen de Oy Ver
6 kişi
Favorilere Ekle Mesaj Gönder Arkadaşıma Gönder Sayfayı Yazdır

İlk Yorumu Sen Yaz

 
 
En Çok Okunanlar
Editörün Seçtikleri