,
Buradasınız  :  Anasayfa > Kategoriler > Gezelim Görelim > Gezilecek Yerler > Türkiye > İZMİR > Çeşme > 
Gezelim Görelim
Alaçatı:Taş evlerin süslü güzelliği

Ayşe DÖNMEZ    Alaçatı; rüzgarın sakız ve lavanta kokusunu etrafa yaydığı mis gibi havası, daracık sokaklarında, begonviller ve saksı çiçekleriyle süslü taş evleri, deniz ürünleri ve ege mezeleriyle zengin yemek çeşitleri, otantik dokusu ve mimari yapısıyla, bir estetik harikası.


Alaçatı’ya yaklaştığımızda Alaçatı Rüzgar Enerji Santrali’nin rüzgar gülleriyle karşılaşıyoruz. Tepelerin sırtında dönüp duran rüzgar güllerine bakarken, Alaçatı’nın hemen girişinde, yüksek bir yere kondurulmuş yel değirmenlerinin ilginç görüntüsü karşılıyor bizi.


Kendimizi Alaçatı’nın Arnavut kaldırımlı dar sokaklarına atıyoruz. Sokaklarda eski Rum evlerinden  restore edilmiş, maviye boyanmış kapı ve pencereleriyle çok hoş görünen, sarmaşıkların ve begonvillerin sarıp sarmaladığı taş binaların arasından yürüyoruz. Her biri ayrı objelerle ve saksı çiçekleriyle süslenmiş bu taş binalarda, şirin butikler, resim ve heykel galerileri, hediyelik eşya dükkanları, lokantalar, kafeler yer alıyor.


Ana caddede ve ara sokaklarda, çiçekler-lambalar-ışıklarla bezenmiş, ahşap masa ve sandalyeleri, güzel örtüleri, ince zevkin ürünü dekorasyonlarıyla şık lokantalar, butik oteller ve kafeler ortama ayrı bir hoşluk katıyor.


Her bir güzelliği fotoğraf karesiyle tespit etmek isteyen ben, taş binaları çiçekleri-ışıkları-pencereleri-lokantaları-sokakları-şirin dükkanları çekmek için koşuşturup durdum.


Alaçatı’da batı tarzı çok sayıda kafenin yanı sıra çok sayıda kahve de var. Bulundukları yere göre isimlendirilmişler, meydan kahve-köşe kahve gibi.


Pazaryeri Camisi’nin bulunduğu meydanda da ahşap masalı, sedirli kahveler yer alıyor. Bu alanda gümüş takıların ve her türlü incik-boncuğun satıldığı standlar, Cumartesi ve Pazar günleri kurulan antika pazarı da yer alıyor. Fotoğraf makinasından-eski lambalara, cam eşyadan-porselene her türden antika eşya bulmak mümkün. Buraları dolaştıktan sonra bir kahvede sedire yayıldık ve Alaçatı’nın sakızlı kahvesinin keyfini çıkararak dinlendik. İçinde nane yapraklarının yüzdüğü, nefis lezzette ve aromada doğal limonatayı keyifle yudumladık.


Deniz ürünleri mi yesek? Ege mezeleri mi? Yoksa kumru mu?


Alaçatı’da yeme-içme kültürü de son derece gelişmiş. Zengin çeşitleriyle deniz ürünlerinden mi yesek, kumru mu, yoksa pazardan tazecik alınarak has zeytinyağında pişirilen zeytinyağlı sebze yemekleri ve ege mezelerinden mi yesek acaba. Kalamata, Agrilia, Lavanta, Tuval ve  Picanta gibi çok sayıda isim yapmış lokanta hizmet veriyor. Ayrıca pide ve ev yemekleri ile kumru yapan işletmeler de var.


Daha önce kumruyu bir çok kez yediğimiz için, kısa soruşturmanın ardından, güzelce süslenmiş bir ara sokakta envai çeşit zeytinyağlının ve deniz ürününün pişirildiği Kalamata’da karar kıldık. Şarap soslu ızgara ahtapot, kiremitte sarımsaklı karides-midye, karides-ahtapot güveç, kalamar tava-ızgara, ızgara balık çeşitleri, kabak çiçeği dolması, deniz börülcesi salatası, fırın patates, midyeli yaprak sarması, fava, deniz ürünlü börek, limonlu peynir-yunan meze peyniri kopanisti, kalamata tatlı, sakızlı muhallebi ve daha pek çok çeşit arasından seçim yapmakta zorlandık. Ayrıca Uzo’nun da bulunduğu, Türk rakısı ve şarap çeşitleriyle de zengin içki menüsüne sahip. Lokanta sahibi Nuray Hanım bizimle sohbet etti ve evine gelmiş misafir gibi içtenlikle ağırladı. Güzel bir sokakta ve zevkle dekore edilmiş bu mekanda; has sızma zeytinyağında pişirilmiş lezzetli ege mezeleri ve deniz ürünlerini, güzel kadehlerde sunulan şarabın eşliğinde sildik-süpürdük. Üstüne Nuray Hanım’ın ikram ettiği sakızlı likör ve kahveyi içtik.


Sakız ve lavanta kokan sokaklar


Alaçatı’nın sokaklar mis gibi lavanta ve damla sakızı kokuyor. Son yıllarda lavanta yetiştiriciliğine ağırlık verilmiş. Ege ikliminde yetişebilen sakız ağacı, yaygın olarak Çeşme Yarımadası’nda bulunuyor. Son yıllarda azalmaya yüz tutmuş bu ağaç, geçen yılın sonunda TEMA Vakfı ve Falım Sakızları işbirliğiyle koruma altına alındı. TEMA ve Falım Sakızları tarafından, Ege’nin yerel zenginliği sakız ağaçlarının yaşatılması için Sakız Ağacına Sevgi Aşılıyoruz adı verilen bir proje başlatıldı. Projeyle, Çeşme’de 17 bin 867 tane bozuk sakız ağacı rehabilite edilecek, 5 bin 956 adet aşılı yeni fidan dikilecek. 2009-2010 yıllarında da yerel halk sakız ağaçları konusunda bilgilendirilecek ve unutulmuş bu kültürü sahiplenmesi sağlanacak. Çeşme’de halkın kendi sakız ağacı bahçelerini oluşturması için destek ve eğitim verilecek.


Burada damla sakızı pek çok yiyecek ve içecekte kullanılıyor. Sakızlı dondurma mı istersiniz, yoksa sakızlı muhallebi mi, sakız rakısı mı içersiniz yoksa likör mü, sakızlı kurabiye mi yersiniz yoksa reçel mi, sakızlı lokum eşliğinde sakızlı kahveye ne dersiniz?


Biz en iyisi usta bir şaire bırakalım sözü. Bakalım Can Yücel’in dizeleri ne anlatıyor:



O bir sakız ağacıydı, alelade;


Bir gün o yeşil sahile çıktı geldi,


O zaman bu zamandır memnun yerinden;


Seyreder bulutları, göğü, denizi.


Titreşirdi rüzgarla güneşli yaprakları;


Ömür sürdü öyle hoşnut dünyasından,


Aydınlıktan uyku tutmazdı bazı gece,


Motor sesleri duyulurdu uzaklardan.



Güzellik ve estetikte birbiriyle yarışan taş binalar


Koruma altına alındığı için mimari dokusu bozulmayan, restore edilen veya özgün mimari biçimiyle yeniden inşa edilen taş evler-butik oteller-pansiyonlar-dükkanlar, güzellikleri ve şıklıklarıyle birbirleriyle yarış halindeler. Beyaz taş-ahşap karışımı, bir veya iki katlı cumbalı yapılar, iç düzenlemelerinde beyaz işli perdeler-keten dokumalı örtüler-renkli kilimler, otantik objeli süslemeler, pencere ve kapılardaki çivit mavisi boyalarla göz alıcı güzellikte. Taş binaların arka  bahçeleri ise incir, zeytin, palmiye, karabiber ağaçları, beyaz-pembe zakkumlar, yaseminler, lavantalar, begonviller, begonyalarla süslenmiş.


İzmir’e 70, Çeşme’ye 7 kilometre mesafede bulunan ve Mayıs ayından Ekim ayına kadar, sakince vakit geçirebileceğiniz bu hoş kasabanın, sadece şehir içini anlatabildim burada.


Denizle iç içe yaşamanın projesi: Port Alaçatı


Deniz kısmında ise başka güzellikler yaşanıyor. Sahilde denize girme-güneşlenmenin yanı sıra, rüzgar sörfü uluslararası bir şöhrete sahip ve her yıl yarışmalar düzenleniyor. Ayrıca denizle yaşamın iç içe geçtiği, Venedik tarzında Port Alaçatı projesi başlatılmış. Denizin yanı başında, su ile iç içe bir yaşamı seçen ve evlerinin önüne teknelerini bağlamayı hayal eden, çok uluslu bir topluluk için tasarlanan projenin nihai boyutu için bir limit belirlenmemiş. Ancak gelecek 20 yıl boyunca gelişmeye devam edecek projenin, mağazaları, sportif ve kültürel faaliyetlere yönelik merkezleri, güvenliği, marinası, sağlık, spa, golf ve turistik tesisleriyle birlikte 500 evin üzerinde bir yerleşim alanı olması planlanıyor.


Alaçatı’ya bir kez daha giderek, şirin bir taş otelde kalmayı, meşhur pazarını dolaşmayı, deniz kısmındaki yaşamı izlemeyi ve Port Alaçatı’dan son gelişmeleri anlatmak istiyorum.


Haziran 2008


Alaçatı Fotoğrafları: Ayşe Dönmez


Otel Fotoğrafları: butikotellerrehberi

 

Bu Sayfayı Paylaş :
Gönderen
Ayşe Dönmez
Tarihi ve Saati
06.04.2009 11:45
Okunma
19480
Değerlendirme
Sen de Oy Ver
41 kişi
Favorilere Ekle Mesaj Gönder Arkadaşıma Gönder Sayfayı Yazdır

İlk Yorumu Sen Yaz

 
 
En Çok Okunanlar
Editörün Seçtikleri