,
Buradasınız  :  Anasayfa > Kategoriler > Gezelim Görelim > Gezilecek Yerler > Türkiye > ESKİŞEHİR > 
Gezelim Görelim
Dört Kentten Beş Alternatif Rota

Kışın "Kayağa gidin" demek, sanırım en kolay yol. Hatta romantik tadından bir de Abant ekleyiveririm yanına; oldu bitti işte. Oysa, kışın gidilebilecek o kadar değişik yerler var ki, saymakla bitmez... Gezmek her mevsim güzel. Ama takdir edin ki kışın biraz fazlaca yük oluyor; paltolar, eldivenler, çantalar falan. Ben bir de kışları mutlaka birkaç kilo ağır çekiyorum. Günler kısa, hava puslu ve karanlık. Trafiğin durumunu ve yolların artan tehlikesini de göz önünde bulundurmak gerekir tabii. Evet, gezmek her mevsim güzel; ama kışları herkes için biraz daha zor.

Kayak merkezine ne hacet; göller, adalar sizi bekliyor

İlle de şöhrete ulaşmış kayak merkezlerinde hiç gözüm olmadı. Elbette birkaç gün gidilebilse, temiz hava ve bol sporla, karın "hala yağıyorken" tadı çıkarılsa fena olmaz; ama şart da değil. Erciyes, Kartepe ve Palandöken, benim için en cazip kayak merkezleri. Özellikle Kartepe’deki o insan üstü çabayı, İstanbul’un yanıbaşında oluşunu ve doğal güzelliğini takdir etmemek elde değil. Ben düşündüm, taşındım, kayak merkezlerini hesaba katmayarak bu kışın "en" beş yerini buldum. Bir yere baktığım, danıştığım, dergi karıştırdığım yoktur. Tamamen iç sesimi dinledim; "İşe değil de tatile gidiyor olsam nereyi tercih ederdim" diye kendime sordum.

1) Çıldır Gölü: Ardahan’ın Kars sınırı yakınındaki göl, kış mevsiminde kalın bir buz tabakasıyla kaplanıyor. Sonra buzlar yuvarlak halkalar halinde delinip, balık avcılığı yapılıyor. Sonra avlanan sazan balıkları oracıkta ızgara yapılıyor. Lezzet bambaşka. Güzellik ve bozulmamışlık; sonsuzluk ve hiçlik duygularıyla başbaşa kalacaksınız. Aslında gölmüş, ama kış olduğu için donmuş; ayağınızı bastığınız yer, aslında hiç yokmuş...

2) İstanbul’un Adaları: Adalar, kış mevsiminde inanılmaz romantik. Hele hafta sonu gitmiyorsanız, daha da güzel. Büyükada’da Aya Nikola Pansiyon’da da kalabilirsiniz. Sahibesi çok zarif bir hanımefendi; odalar çok değişik konsept ve renklerde dekore edilmiş. Tel: (0216) 382 41 43. Sonra büyük turu bir yürüyerek, bir de faytonla yaparsınız. Heybeliada’da Hüseyin Rahmi’nin evini ziyaret edip, Mavi’de güzel bir yemek yersiniz. Malum, Sait Faik’in evi de Burgaz’da. Adalar’dan İstanbul’u izlemekse hem çok güzel, hem de çok ürkütücü. Ben bazen yanlış devirde, yanlış insanların arasında dünyaya geldiğimi düşünüyorum; İstanbul’un 50 sene öncesini yaşamalıydım...

3) İstanbul çevresi: Fazla uzaklara gitmek istemezseniz, İstanbul içinde de o kadar yer var ki. Yeter ki zaman ayırabilin. Belgrad Ormanı’nda bir tam tur yapmak bile ciddi bir gezi. Ya da Göktürk’te Göktürk Göleti çevresinde kısa bir gezinti yapmanızı öneririm. Belediye otobüsleri bile sefer yapıyor. Garipçe Köyü de kışları çok güzel oluyor. Karadeniz’in hırçın dalgaları eşliğinde güzel bir yürüyüş ve balık keyfi için ideal. Fotoğraf tutkunlarına küçük bir öneri: Özellikle kapalı havalarda, Garipçe çok iyi fotoğraf veriyor.

4) Gönen ve kaplıcalar: Gönen, evleriyle, sokaklarıyla, insanıyla güzel. 35 bin nüfuslu ilçedeki kaplıcalar Bizans zamanında da varmış. Suyun ısısı hiç değişmiyor: 73 derece, yaz-kış aynı. Ulaşımı çok kolay, Bandırma’ya sadece 45 km uzaklıkta. Son zamanlarda gidemedim, ama birçok kaplıca ve otel de yenilenmiş. Bir ara oteller çok pahalıydı, sanırım şimdi daha uygun. En güzel şeyi, bana göre, insanları. Dar sokaklı Gönen’de evlerin kapıları kilitlenmiyor; kimle göz göze gelseniz, bir selam alıp, hal hatırlı sohbete başlıyorsunuz. Kaplıca suyu kemiklerinize kadar vücunuzu ısıtıyor, Gönenliler de ruhunuzu. Özellikle yaşlılarla sohbet etmenizi öneririm. Hayatınızın daha güven duyduğunuz bir dönemine yolculuk etmiş gibi olacaksınız.

5) Eskişehir: Özellikle kışın ve özellikle trenle gitmek lazım. Geçenlerde "Görmeniz Gereken 50 Yer" programının çekimleri için oradaydım, akşamüstü kar yağmaya başladı. Her biri başka türlü dekore edilen köprülerin ışıkları yandı. Sanki "Köprü Üstü Aşıkları" filmindeyim. Gençler cıvıl cıvıl, cafeler dolu, şehrin her adımda karşınıza çıkan heykelleriyle selamlaşarak yürüyorsunuz. Hele bir de yakın zamanda nehre gondol indireceklermiş; amanın derim. Tam bir Orta Avrupa şehri. Nehir, tramvaylar, gondollar ve güzel insanlar. Eskişehir insana mutluluk veriyor, umut veriyor. Bu kadar aydınlık, bu kadar kendine güvenen bir halk; Yılmaz Büyükerşen’e saygım her Eskişehir ziyaretimde bir kez daha artıyor. Bir de meraklısına, gece hayatı çok hareketli! 

 

F. Türkmenoğlu

Bu Sayfayı Paylaş :
Gönderen
F. Türkmenoğlu
Tarihi ve Saati
12.01.2010 11:29
Okunma
18408
Değerlendirme
Sen de Oy Ver
15 kişi
Favorilere Ekle Mesaj Gönder Arkadaşıma Gönder Sayfayı Yazdır

İlk Yorumu Sen Yaz

 
 
En Çok Okunanlar
Editörün Seçtikleri