,
Buradasınız  :  Anasayfa > Kategoriler > Gezelim Görelim > Gezilecek Yerler > Türkiye > ARTVİN > Borçka > 
Gezelim Görelim
Macahel’in masalsı doğası
Ayşe DÖNMEZ – Macahel’in büyülü doğasında, perilere, Zümrüdüanka kuşlarına rastlamadık ama, atmacaların, kartalların, şahinlerin dağların arasından süzülüşüne tanık olduk. Yeşil örtülü sivri tepelerin başına konmuş bulutları, ağaçların arasında gezinen sis kümelerini, çağlayanları seyrettik.
Bir hafta boyunca Doğu Karadeniz’in dağlarında-yaylalarında-ormanlarında-göllerinde yaptığımız gezinin her günü ayrı güzellikteydi. Seyahat53tur tarafından düzenlenen gezi programı çok güzel hazırlanmıştı. İlk gün Fırtına Vadisi ve Ayder Yaylası’nı, ikinci gün Gürcistan’a geçerek Batum’u gezdik ama yazmaya beni en çok etkileyen Macahel’den başladım. Yazmak için bilgisayarın başına geçtiğimde, bir yandan Maçahela Yaşlılar Korosu’nun ritmine kaptırırken ruhumu, yeniden sisli vadilerin içinde, göllerin kenarında dolaşırken buldum kendimi.
Borçka’da seyahat ettiğimiz midibüsten inerek, minibüslere bindik. Bir süre tırmandıktan sonra mola verdiğimiz yerin, 1830 metre yükseklikteki Macahel Geçidi olduğunu söylediler. Geride bıraktığımız yerde, ormanların arasında zümrüt rengindeki Karagöl seçilirken, diğer tarafta sisler içine gömülmüş Macahel’in yeşil vadileri uzanıyor.
Yeşile bürünmüş dağ-dere-tepe
Macahel’e doğru stabilize dağ yolundan ilerlemeye başladık. Karadenizin kemençe ve tulum eşliğinde çalınan kıpır kıpır ezgileri eşliğinde, bir yanımızda dağ, diğer yanımızda uçurumlar-vadiler arasından gidiyoruz. Bir sağımıza bir solumuza bakıyoruz. Ağustos ayı olmasına rağmen yemyeşil otlar-sarmaşıklar, rengarenk kır çiçekleri, köknar-ladin-gürgen-kayın-kestane-çam ağaçları. Sarsıla sarsıla giderken üstü kapalı ahşap bir köprüye rastlıyoruz. Şoförümüz Karadenizli, yapıştırıyor espriyi hemen: “Başınızı eğin daa, köprüden geçiyoruz!”. Camili Köyü’ne yaklaştığımızda minibüsten inerek yürümeye başlıyoruz. Kestane-ceviz-fındık-karayemiş-böğürtlenlerin arasındaki patikadan aşağıya salıveriyoruz kendimizi. İçimiz neşeyle doluyor bu doğallık karşısında. Her yer yeşile bürünmüş, dağ-dere-tepe-vadi. Sanki yağmur ormanlarındayız. Sonunda kendimizi TEMA’nın Eğitim ve Konaklama Merkezi’nin önünde buluyoruz. Şoföre taze fındık yemek istediğimizi, nereden satın alabileceğimizi sorduğumuzda, “Şu aşağıdaki fındık bahçesine girin istediğiniz kadar yiyin, parayla olur mu?” cevabını alıyoruz.
Kuş cıvıltısı, çağlayan sesi, sisli vadiler
Odalarımıza yerleşip öğle yemeğini yedikten sonra Maral Çağlayanı’nı görmek üzere hareket ediyoruz. Bir süre araçlarla gittikten sonra, inip yürümeye başlıyoruz. Sislerle süslenmiş yeşil vadilerin ve tepelerin arasında kıvrıla kıvrıla giden, sağı solu sarmaşıklar-çiçekler-ağaçlarla sarılmış patikadan kulağımızda kuş cıvıltılarıyla ilerliyoruz. Zaman zaman küçük çağlayanlar şırıldayarak manzaraya katılıyor. Her bir çağlayanın ismini sorduğumuz Rehberimiz Tuğrul Bey, Temel’in dediği gibi, “Ha biz bişey demeyiz, yanından geçer gideruz daaa” cevabını veriyor. Ben bir patikadan dağlara, bir sisler arasındaki vadilere bakarak güzellikleri fotoğraflamaya çalışıyorum. Elinde ağaç dalından bir bastonla, yaşlı bir amca görüyoruz, taşların, kütüklerin üstünden çevik bir şekilde geçiyor. Sonra bir genç kızla karşılaşıp, selamlaşıyoruz. Yaşlı amcanın torunuymuş. Sonunda çağlayanın yukarısına ulaştığımızda, yaşlı amca ve torununu çardaklarında çayı demlemiş bizi beklerken buluyoruz. Çağlayanı görmek için dimdik bir yokuştan aşağıya iniyoruz. Bir dik olarak, bir yatay şekilde tutarak fotoğraf makinesini, çağlayanın tamamını yakalamaya çalışıyorum.
TEMA Konukevi’nde Gürcü Yemekleri
Kaldığımız TEMA Konukevi, ahşap-taş karışımı dağ evi tarzındaki mimarisiyle Camili’nin en hoş binası. Odalara açılan balkonlardan dağ manzarası görünüyor. İçinde duşu-tuvaleti-sıcak suyu bulunan yapı, içleri otantik tarzda döşenmiş, büyüklü küçüklü 12 odasıyla işlevsel olarak planlanmış. Gürcü yemekleri ağırlıklı menüleri çok lezzetli, semaverde odun ateşinde pişirilen çaylar enfes, tesis bakımlı ve temiz. Bu tesisi Macahelli Nuri Bey eşi Ayşe Hanım oğullarıyla birlikte işletiyor. Ayşe Hanım öğle ve akşam yemeğinde; Türk usulu yemeklerle birlikte, Gürcü mutfağından cevizli taze fasulye, cevizli gürcü tavuğu, mısır ekmeği, üzümlü tatlı sundu bizlere. Kahvaltıda ise yöre peynirleri, tereyağı, zeytin çeşitleri, kara kovan balı, ev yapımı reçelleri iştahla yedik. Akşam yemeğinden sonra yürüyüş yaparken birden kendimizi sınırda buluverdik. Hem buranın çok güzel bir yer olduğunu söyleyen ve hem de gel teskere gel diyen Mehmetçiklerle sohbet ettik. Burası Gürcistan sınırıymış, hasta olanlar yazılı bir protokolle geçebiliyorlarmış buradan.
Geceyi bu düşsel doğanın ortasında geçirdikten sonra, sabahleyin kahvaltıdan sonra Camiyi gezdik. Minaresi bile ahşaptan olan bu Cami’nin içi renkli kalem işçiliğiyle dikkat çekici. Benzerini Batum’da gördüğümüz Cami’nin içine, doğadaki ağaçların, çiçeklerin, yaban hayatının tüm renkliliği ve çeşitliliği yansıtılmış. Vedalaşma zamanı geldiğinde, tesisi işletenlere güleryüzlü ve güzel hizmetlerinden dolayı teşekkürlerimizi ifade ediyoruz. Kara kovan balından ve yöre müzikleri yapan Bayar Şahin’den Bani ile tarlada-düğünde söylenen otantik Gürcü türkülerini seslendiren Maçahela Geleneksel Çoksesli Şarkılar Topluluğu (Maçahela Yaşlılar Korosu)’nun CD’lerini alıyorum. Minibüsün yanında, şoförümüzün sürprizi, bir torba dolusu taze fındık bizi bekliyor. Hep beraber başına üşüştüğümüz fındıkları, bazen dalların arasından çıkan küçük böcekleri de kovalayarak kapış kapış yiyoruz.
Macahel UNESCO Dünya Biyosfer Rezerv Ağına eklendi
Macahel;Türkiye-Gürcistan sınırında bulunan, Türkiye’de 6, Gürcistan’da 12 köyü içine alan Karçal dağlarıyla çevrili bir bölgenin adı. Artvin’in Borçka ilçesine bağlı el değmemiş doğal güzellikteki Camili, Düzenli, Efeler, Kayalar, Maral ve Uğurlu köyleri Macahel böylesinde yer alıyor. 3428 metre yükseklikteki Karçal Dağları, biyolojik çeşitlilik açısından Türkiye'nin en önemli yerlerinden biri. Macahel bölgesi; zengin yaban hayatı, bitki çeşitliliği, bozulmamış iğne yapraklı ormanları, doğal anıt ağaçlarıyla çok etkileyici. İşte bu nedenlerle UNESCO 2005 yılında Paris’te düzenlediği toplantıda, aralarında Türkiye’den Macahel’in de yer aldığı 17 ülkeden 23 sahayı, Dünya Biyosfer Rezerv Ağına ekledi. Böylece Macahel, ülkemizin ilk biyosfer rezerv alanı olarak tescillenerek koruma altına alınmış oldu
TEMA Vakfı da, Macahel bölgesinde ekolojik dengelerin ve biyolojik zenginliğin korunması için çaba gösterirken, kırsal kalkınma projesi de yürütmüş, bu yörede varlığı keşfedilen Saf Kafkas Ana Arı üretimine önayak olmuştur. Arı üreticilerine eğitim verilmiş, üretim ve pazarlama işletmeleri kurulması sağlanmış.
Ağustos 2009
Fotoğraflar: Ayşe Dönmez
Bu Sayfayı Paylaş :
Gönderen
Ayşe Dönmez
Tarihi ve Saati
14.08.2009 11:23
Okunma
9205
Değerlendirme
Sen de Oy Ver
8 kişi
Favorilere Ekle Mesaj Gönder Arkadaşıma Gönder Sayfayı Yazdır

İlk Yorumu Sen Yaz

 
 
En Çok Okunanlar
Editörün Seçtikleri