,
Buradasınız  :  Anasayfa > Kategoriler > Gezelim Görelim > Gezilecek Yerler > Suriye > 
Gezelim Görelim
Suriye’nin Gülü: Lazkiye

Vize kalktı, artık Suriye’ye gitmek çok kolay. Gaziantep veya Hatay’dan yürüyerek sınırı geçip, taksiye biniyorsunuz. Hatay’dan sadece 80 kilometre uzakta da, Suriye’nin en güzel deniz şehri Lazkiye sizi bekliyor. Yanında bangır bangır Arapça müzik ve acılı enfes kebaplar... Lazkiye gezime, Ugarit Antik Kenti'nden başladım. Burası, insanlığa ilk alfabeyi kazandırmış olan krallık. Burada bulunan çivi yazısının, alfabenin ilk şekillerinden olduğu kanıtlanmış. Şimdiye dek fazla şey kalmasa da, Ugarit büyük bir uygarlık. Tarihi M.Ö. 6000’lere kadar uzanan Ugarit, Dicle ve Fırat Nehirleri'nin yakınında olmasından dolayı büyük önem kazandı. Altın çağını, M.Ö. 1450'lerde, Kıbrıs’la sıkı ticari ve dostluk ilişkileri kurduğunda yaşadı. Zenginliğinin yanısıra, devrin kültür başkentlerinden birisiydi. Sanki bütün bu civarın başkenti, doğunun o dönemdeki Paris'iydi...

Selahaddin Kalesi nefes kesici

Sonra, şehir merkezine 40 km. mesafedeki Selahaddin Kalesi’ne gitmeye karar verdim. Yol biraz virajlıydı, ama kaleyi uzaktan görür görmez anladım ki buna kesinlikle değerdi... Ortaçağ’ın en prestijli ve en romantik kalelerinden birisi Selahaddin Kalesi. 740 metre uzunluğunda ve 5 hektarlık bir alana yayılıyor. Askeri mimari açısından çok önemli. Vaktiyle, deniz ve Asi Vadisi arasındaki geçitlerin kontrolünü yapmak maksadıyla inşa edilmiş. Ayrıca, Antioch, yani Antakya’nın da savunmasına katkıda bulunacağı düşünülmüş. Ortaçağ boyunca “Sion Kalesi” olarak anılmış. Süslemeler, 12. yüzyılda, Fransız askeri sanatının bütün incelikleri sergilenerek eklenmiş. Kale’yi, üç günlük bir çatışma sonucunda Haçlılar’ın elinden alan Selahattin Eyyübi’ye atfen, ismi “Selahaddin Kalesi” olarak değiştirilmiş.

Türkçe konuşmak yeterli

Hatay’a 80 km. kadar uzaktaki Lazkiye, 500 bin nüfuslu, son derece sevimli bir liman şehri. Nüfusunun beşte biri, Suriyeli Türkler’den oluşuyor. Yani Arapça bilmemek hiç sorun değil; her beş kişiden biri mutlaka Türkçe anlıyor!

İki ülke arasında vizenin kalkmasından sonra Türkiye’den çok daha fazla sayıda turist ağırlayan Suriye’nin, bence Halep’ten sonra en güzel şehri burası. Koloniyel binalar, palmiyeli yollar; hemen ardından da cıvıl cıvıl bir çarşı... Lazkiye insanı hemen içine alıyor. Lazkiye, Salugos Nikator tarafından, M.Ö. 2. yüzyılda inşa edilmiş. Nikator, annesi Laudeta’ya armağan ettiği şehre, onun adını vermiş. Zamanla “Laudeta”, Lazkiye’ye dönüşmüş.

Deniz kenarı yürüyüşleri, merkezde biraz dolaşma ve bir kahve içimi soluklandıktan sonra, Lazkiye Müzesi’ne gittim. Suriye, uzun yıllar Osmanlı hakimiyetinde yaşadığı halde, Osmanlılar’dan geriye burada, Lazkiye’de çok az yapı kalmış; onlardan biri de duvarlarının arkasında Arkeoloji Müzesi’ni barındıran bu han... Müze, çok büyük veya zengin değil. Ama, hem çok eskilerde hem de yakın geçmişte, Suriye’nin günlük hayatında kullanılan birçok objeye ev sahipliği yapıyor. Bir de, müzeyi boşverin, han çok güzel. İnsana hemen “Burada ne güzel yaşardım” hayalleri kurdurtuyor...

Ne yapılır?

1. Ugarit Antik Kenti’ni, en azından eski günlerin hatrına, ziyaret edin.

2. Deniz kenarında bol bol yürüyün. Hatta bir delilik yapın ve ayaklarınızı bu mevsimde denize sokun.

3. Selahaddin Kalesi mutlaka görülmeli. Yol boyunca köylerde dinlenebilirsiniz.

4. Eski çarşı çok güzel. Bizim Tahtakale’nin Anadolu versiyonu, Arap soslu olanı gibi.

5. Suriye tatlıları enfes. Burada kalsa insan şeker hastası olur. Kebapları hiç söylemeyeyim; sadece “Amanın” diyorum!

6. Alacak hiçbir şey bulamadım, ama genel olarak bizden çok daha ucuz.

7. Müze fena değil, binası çok özellikli.

 

F. Türkmenoğlu

 

 

Bu Sayfayı Paylaş :
Gönderen
F. Türkmenoğlu
Tarihi ve Saati
14.01.2010 16:56
Okunma
20802
Değerlendirme
Sen de Oy Ver
22 kişi
Favorilere Ekle Mesaj Gönder Arkadaşıma Gönder Sayfayı Yazdır

İlk Yorumu Sen Yaz

 
 
En Çok Okunanlar
Editörün Seçtikleri