,
Buradasınız  :  Anasayfa > Kategoriler > Gezelim Görelim > Gezilecek Yerler > Hindistan > 
Gezelim Görelim
Kalküta’nın binbir hali
Kolkata (Kalküta) gözle görülen yoksulluğuna karşın Doğu Hindistan’ın ticaret ve finans merkezi konumunda. Ülkenin ikinci büyük borsası da burada bulunuyor. Bunun yansımaları yavaş yavaş Kalküta’nın değişen siluetinde de görülüyor.

Dünya coğrafyasındaki her sözcüğün kendine has bir çekiciliği var. Örneğin, Bengal sözcüğü kakule, tarçın, karabiber, karanfil ve zencefilin siyah çayla demlenmesiyle hazırlanan, sütle karıştırılıp içilen, Hindistan’a gidince müptelası olabileceğiniz çay gibi sıcak ve baharatlı bir imge yaratıyor zihinlerde… Bengal, Hindistan ile Bangladeş arasında paylaşılan bir coğrafi bölgeyi olduğu kadar mutfağı, müziği, sineması ve ortak dili Bengali ile bir yaşam kültürünü de tanımlıyor. Batı Bengal’in sınırları içinde kalan Kolkata’yı –ya da İngilizlerin verdiği isimle Kalküta’yı- da daha iyi anlayabilmek için belki de söze ilk önce Bengal’den başlamak ve aslında Batı Bengal’le, Doğu Bengal’in (yani bugünkü Bangladeş’in) öz be öz kardeş olduğunu bilmek gerekiyor. Öyle ki Müslüman ve Hindu toplumları olarak yalnızca inanç farklılığıyla belirlenmiş bir sınırla ayrılan doğu ile batı, bugün hala elmanın eksik kalan yarısına özlem duyuyor…

Bengal’in bölünmesinin tohumlarının ilk kez 1905’te Lord Curzon tarafından, idareyi kolaylaştırma ya da Bengallilerin dediği gibi bölgedeki güçlü özgürlük hareketinin bastırılması amacıyla atıldığını ve o tarihten sonra da Hindu ve Müslüman toplumlar arasındaki fikir ayrılığının şiddetlendiğini hatırlamakta fayda var. Toplumda travma yaratan büyük kopuş ise en somut biçimiyle, 1947’de İngiliz egemenliğinin sona ermesiyle yaşanıyor. O günlerde Doğu Bengal (bugünkü Bangladeş) de Müslüman çoğunluğu dolayısıyla Pakistan’la birlikte, Hindistan’dan ayrılıyor. 1971’de ise Kolkata’nın hemen doğusunda, yine kutsal Ganj’ın hayat verdiği topraklarda, genç bir devlet kuruluyor: Bangladeş. İzleyen yıllarda, sınırın iki tarafında da yaklaşık on milyon insan, yalnızca Hindu ya da Müslüman olduklarına bakılarak evlerini, işlerini, tarlalarını, ortak anılarını, hatta kalmakta direnen akraba ve arkadaşlarını da geride bırakıp göç etmeye zorlanıyor. Karşılıklı göç halen sürmekte.

Kalküta’nın yoksul kenar mahallelerinde toplanan işsiz göçmenlerin kentteki yoksulluk manzaralarını artırdığı söylenebilir. Kent Batı’nın gözünde de çoğunlukla bu yoksulluk imgeleriyle ünlü. Tren istasyonları yakınındaki derme çatma kulübeler, toz toprak içinde dolanan çocuklar, küçük köpek yavruları, akşam olunca üstüne bir örtü çekip kaldırımlarda uyuyan insanlar, sizden para isteyen kucağında kundaklarıyla anneler, yaşlılar, pazar günleri yoksullara dağıtılan yemek için bekleşenler, çöp yığınlarının üstünde yiyecek bir şeyler arayan kargalar… Yalan değil, bazısı sadece bunları görmeye ve fotoğraf çekmeye geliyor. Bazısı da kahraman olmaya. Genelev mahallesindeki çocukların nasıl ‘kurtarıldığını’ anlatan ‘Kalküta’nın Çocukları’ belgeselindeki gibi… Çünkü, bu topraklar kahramanlar ve azizler yaratmaya uygun. Kentin sakinleri bu ‘en yoksul’ imajından rahatsız ve aslında Kalküta, burada yaşayanlara göre Hindistan’ın diğer büyük kentlerinden, sözgelimi Mumbai’dan (Bombay) daha da yoksul değil.

Kentin günümüzde canlı bir iş hayatı var. Doğu Hindistan’ın ticaret ve finans merkezi konumunda. Ülkenin ikinci büyük borsası da burada bulunuyor. Bunun yansımaları yavaş yavaş Kalküta’nın değişen siluetinde de görülüyor. Kolonyal dönemden kalma binaların çoğu kendi kaderine terk edilmiş olsa da orta ve üst orta sınıfların yaşadığı, kapılarında silahlı birer bekçi bulunan on katlı binalar, hatta yeni yeni yükselmeye başlayan yirmi katlı gökdelenler gözden kaçmıyor. Geniş caddelerdeki pahalı restoran, bar ve pastaneler öğle ve akşam yemeği saatlerinde dolup taşıyor. Lüks oteller, kongre merkezleri, özel hastaneler, büyük ve pahalı alışveriş merkezleri de Kalküta’yı bir çelişkiler yumağına dönüştürüyor. Dahası, kent genişledikçe çevresine 35 katlı gökdelenlerden ya da bahçe içindeki villalardan oluşan uydu kentler kuruluyor. Güvenlik sistemleri, modern, bakımlı yolları, yüzme havuzları, spor kompleksleri, okulları ve hatta tapınakları eksik olmayan yerleşim merkezleri bunlar.

Kalküta hem Hindistan’ın, hem de Bangladeş’in kültür başkenti. Toplumun yüzde sekseninden fazlası okur yazar. Tabii iş yalnızca okur yazar olmakla bitmiyor. Burada çok yaygın bir deyiş var: Kalkütalılar, “Bugün Bengal’de yapılanı, yarın bütün Hindistan taklit eder,” diyor. Kent, resim, heykel, edebiyat, müzik, sinema gibi modern Hint sanatlarının geliştiği bir merkez. Bengal kökenli sanatçıların bir özelliği de çok yönlü olmaları. Hindu bir aileye mensup, Bangladeş doğumlu, ama Kalküta’da yaşamış Nobel ödüllü şair, yazar, ressam, filozof ve besteci Tagore da bunun en ünlü temsilcisi. Daha 1905’te Bengal’in bölünmesi kararını protesto eden sanatçının, hem Hindistan’ın hem de Bangladeş’in milli marşlarını bestelemiş olması da her iki kültür ve toplumun ne denli iç içe olduğunu gösteriyor.

Gerçek şu ki, Kalküta’da sanata ekonomi ve politikadan daha çok önem veriliyor; resim sergileri, film festivalleri, dans gösterileri, tiyatrolar, konserler ve hatta şiir dinletileri… Hemen hemen her yıl Kalküta Kitap Fuarı’nı ziyarete gelen ve söyleşilere katılan, Bangladeşli yazar Taslima Nasrin, “Siz hiç dünyada bilet karşılığı şiir okuma günleri düzenlenen, ve biletler tükendiği için insanların kapılarda beklediği başka bir kent gördünüz mü?” diyerek, Bengallilerin kitaba ve edebiyata düşkünlüğünü vurguluyor. Hindistan’ın en büyük kültürel etkinliklerinden biri olan Kalküta Kitap Fuarı ise dünyanın katılım açısından en büyük kitap fuarı olma unvanına sahip. Bu haklı bir ün… Komşu ülke Bangladeş’ten gelenler de dahil fuarın günlük ziyaretçi sayısı 200 bin kişi. Fuar meydanı bir panayır alanı gibi. Kentin en gözde gezinti, piknik yapma, at binme ve kriket oynama sahası olan Maidan’ın (Meydan) bir köşesine, yani alabildiğine uzanan bir çayırın üstüne kurulmuş. Öğle saatlerine doğru kalabalıklaşmaya başlayan fuar alanında standlara ulaşmak için kuyrukta beklemek zorunda kalabiliyorsunuz. Belirli aralıklarda dikilmiş hoparlörlerden sık sık kitap sevgisinin önemine dair sözler ve birbirini kaybeden insanların, kaybolan çocukların adları anons ediliyor. Yorulanlar için de bir yemek parkı kurulmuş. Sandalyelere, olmadı ağaçların altına oturup Bengal mutfağının fast food –ama yine de lezzetli- ürünlerini tadabiliyorsunuz.

Sıcak bir günün sonunda, Maidan’ın güney ucunda sisler içinde yükselen Viktorya Anıtı ise yapıldığı dönemdeki gibi göz kamaştırıyor. Koloni dönemine ait pek çok yapı, bağımsızlıktan sonra, yıkıldığı ya da yeniden isimlendirildiği halde Kraliçe Viktorya’nın ünü, yemyeşil bahçeler içinde yayılan bu görkemli mermer yapı sayesinde, bugün olduğu gibi gelecekte de var olmayı sürdürecekmiş gibi görünüyor. Anıtın hemen yakınındaki gotik St. Paul Katedrali de aynı dönemden kalma. Kalküta’da dost oluverdiğiniz Hintliler, biraz da gülerek Sudder Caddesi’nde kalıp kalmadığınızı soruyor. Hiç de haksız değiller. Çünkü, gelen bütün turistler soluğu burada alıyor. İsmi cadde olsa da aslında genişçe bir sokak. Düşük bütçeli ama temiz pansiyonları, restoran ve sabundan tuvalet kağıdına, içme suyuna kadar gerekli her tür malzemenin satıldığı bölge gerçek bir turist cenneti. Üstelik, konumu itibariyle rahat rahat yerleşip Maidan, New Market ve Park Caddesi üçlemesinden başlayarak kenti yürüyerek gezmeniz için en uygun nokta. İşin iyi tarafı sadece turistlere yalıtılmış bir bölge de değil. Gece geç saatlere kadar açık küçük dükkanlarında terziler harıl harıl çalışıyor, çamaşırcı dükkanlarında yıkanan çamaşırlar ütülenip, sokakta katlanıyor, manavlarda ananastan, domatese, uzun beyaz turplara kadar pek çok iştah açıcı şey satılıyor. Hemen köşeyi dönüp de Hint Müzesi’ne gitmek için Chowringhee Caddesi’ne çıktığınızda, kaldırımın üstüne kurulmuş, tahta sıralı açık hava restoranlarıyla burun buruna geliyorsunuz. Burada sabah erken saatlerde kahvaltı için başlayan yemek pişirme faaliyeti, öğlene doğru hızlanıyor. İncecik naan’ları (bir çeşit pide) yapmak için hemen oracıkta hamurlar açılıyor, yemek için soğan kavruluyor ya da isteyene şeker kamışı suyu sıkılıyor. Bunlar olurken bir yandan da bulaşıklar yıkanıyor. Aslında yalnızca yemek faslı değil, belki iklimin de uygunluğundan, her şey açık havada yaşanıyor. Kaldırımın bir köşesi fayanslarla banyoya dönüştürülmüş. Dükkanının önünde tulumbadan su çekerek yıkanan adam, biraz ötede yine kaldırımın üstünde tezgah açan berbere gidip sakal traşı oluyor, köşede tanrılara adanmış bir sunakta dua edebiliyor. Sokakta yaşayanlar geçtiğimiz yıllara oranla azalmış olsa da kaldırımda uyumak garip manzaradan sayılmıyor. Kolkata caddelerinde bir turist gibi gezerken, kafe ve pastanelerinde oturmanın tadını çıkartırken zaman akıp gidiyor. Kent hiç de masum değil; hissettirmeden insanı kendine bağlıyor. Bitip tükenmeyen kültürel etkinlikleri ve bunları takip ederken ediniverdiğiniz dostlar sayesinde de bu bağlar güçleniyor. Ve Kalküta her yıl aynı mevsimde sizi tekrar tekrar kendine çağırıyor.

REHBER

Vize
Türk vatandaşlarının vize alması gerekiyor.

Gezilecek Yerler
Howrah, başka bir kent olmasına karşın, Kalküta’nın bir parçasıymış gibi duruyor. Kentin ortasından geçen ve kutsal Ganj’ın bir kolu olan Hooghly Nehri üstündeki eski Howrah Köprüsü ise görülmeye değer.

Botanik Bahçesi
Howrah tren istasyonunun 10 km güneyindeki botanik bahçesinde dünyanın en geniş Banyan ağacını görebilirsiniz. 24.5 m. yüksekliğindeki ağacın çevresi 420 metre!

Kalküta Hayvanat Bahçesi
Sokaklarda Yeni Delhi’deki gibi fil göremeyip de düş kırıklığına uğrayanlar, Alipore’daki Hayvanat bahçesinin yolunu tutuyor. Burada ünlü Bengal kaplanları da barınıyor.

Kaligat
Kalküta’nın en önemli Hindu tapınağı Kaligat Park Caddesi’nin 5 km güneyine düşüyor. Kana susamış yüzüyle hatırlanan Tanrıça Kali’nin onuruna dikilen tapınağın avlusunda, tanrıçanın öfkesini yatıştırmak için Durga Puja ve Kali Puja festivallerinde keçi kurban ediliyor...
Bu Sayfayı Paylaş :
Gönderen
gezikolik
Tarihi ve Saati
19.06.2008 15:48
Okunma
4867
Değerlendirme
Sen de Oy Ver
1 kişi
Favorilere Ekle Mesaj Gönder Arkadaşıma Gönder Sayfayı Yazdır

İlk Yorumu Sen Yaz

 
 
En Çok Okunanlar
Editörün Seçtikleri