,
Buradasınız  :  Anasayfa > Kategoriler > Genel Bilgiler > Türkiye > ADIYAMAN > Kahta > 
Genel Bilgiler
Nemrut, Harran, Şanlıurfa, Halfeti, Gaziantep Gezi Notları

3 Mayıs 2014 tarihinde Ankara’dan Niğde’ye gidip, geceyi bacanağımda geçirdikten sonra sabah saat 06:00’da kalkıp Kahta’ya Nemrut’a gitmek üzere yola çıktık.

Adana, Nur Dağı, Narlı/Kahramanmaraş, Pazarcık, Gölbaşı ve Adıyaman üzerinden Kahta’ya geldik. Pazarcık’a kadar (Kahramanmaraş’ın ilçesi) otoyoldan gidiyorsunuz, sonrasında Gölbaşı, Adıyaman arası çift şerit geliş/gidiş rahat bir yol. Kahramanmaraş sınırları içinde Maraş dondurmasını paket servis satan yerler var.

Kahta’da daha önceden arayıp konuştuğumuz Kommagene Oteli ilgilisi Abdullah Bey'i bulup biz geldik dedik ve gün batımı (uzun tur) için otel bahçesine arabamızı park edip tur zamanı olan 14:00'ı bekledik. Tur fiyatına ilave olarak Arsemia’da girişte Nemrut için 11 TL ödeniyor. Öğrenci indirimi var. 

Bu gezi için ayağınızda rahat bir ayakkabı olsun ve yanınızda gün doğumu ve batımı için kalın giysiler bulundurun. Nemrut’a kendi aracınız ile de gitmeniz mümkün. Bunun için; Kahta’dan Nemrut Dağı Tümülüs Tapınak Bölgesi'ne giden 2 yol var.

1.Yol: Kahta - Narince - Karadut yolu ile Nemrut Dağı Milli Parkı girişine, sonra da Nemrut Dağı Tümülüsü’nün yamacına (Kommagene Kralı 1. Antiochos’un mezarı olan tepeye) gelmek. Bu yol kilit taşları ile döşenmiş düzgün dik ve dar bir yol. Kısa tur diye adlandırılan tur sadece Nemrut’a çıkıp inmek için yapılan bir tur olup bunu aracınıza ve kendinize güveniyorsanız yapabilirsiniz. Buna "kısa tur" deniliyor ve 4 saat sürüyor.

2. Yol: Karakuş Tümülüsü, Cendere Köprüsü (Eski Kale), Yeni Kale, Arsemia Antik Kent ve Kommagene Krallığı'nın kutsal kraliyet tapınaklarının ve idare binalarının bulunduğu bu antik şehirde, Antiochos-Heracles tokalaşma steli ve bunun önünde döneminin Anadolu'da bilinen en büyük kitabesini gördükten sonra Nemrut’a çıkıyoruz. Yollar zaman zaman dar, bozuk ve dik. Burada Romalıların yaptığı en geniş kemerli 2. köprü, dünyanın kullanılan en eski köprüsü olan Cendere Köprüsü var, bizim çok hoşumuza gitti. Buraya kendi aracınız ile gelip gitmek de mümkün. Yolun sıkıntılı kısmı aslında buradan sonra. Bu tura "uzun tur" adı veriliyor ve 5-6 saat sürüyor.

Nemrut’ta araçtan indiğinizde bir kafeterya var. Gün batımı veya gün doğumu için erken gelenler, yukarıda rüzgarda üşümemek için burada biraz oturup çay kahve içiyorlar, hediyelik eşyalara bakıyorlar. Kafeterya arkasında merdivenli yol üzerinden zirveye çıkıp -eğer şanslı iseniz, sis veya duman yoksa siz de yapabilirsiniz- güneşin doğuşunu veya batışı seyretmek için bir yer bulup beklemeye başlıyoruz. Merdivenli yolda yukarı çıkarken bir şey dikkatimi çekiyor; uğur böcekleri ne kadar çok... Bu böcekler yukarıya çıkan bizler tarafından hep ezilmişler. Kafeteryadan tümülüs tapınak terasına zirveye merdivenli yoldan yürümek 25 - 30 dakika sürüyor. Yaş 45-50 üzerinde ise yolda durup birkaç dakika dinlenme molası veriyorsunuz. Nemrut’a çıkmak isteyenler, eğer yaşlıysanız ve yürüme zorluğunuz varsa bir kez daha düşünün! Ama onlar için de ücretli eşek ve katırlar var, ücret karşılığında çıkabilirler.

Biz gün batımı için gitmiştik hava çok müsait olmadı gün batımını seyredemedik. Nemrut’un zirvesinde Kommagene kralı Antiokhos adına yapılan Tümülüsü ve Doğu-Batı Teraslarını, burada bulunan devasa heykelleri görüp fotoğraf çektik tepede ne kadar çok insan varsa fotoğraf çekmek de o kadar zor oluyor.
Gün doğumu için ise ilk olarak Nemrut’a çıkılıyor ve dönüşde Arsemia, Antiochos-Heracles Tokalaşma Steli, Cendere Köprüsü ve Karakuş Tümülüsü'ne gidiliyor. Kısaca gün batımı turunun tersi yapılıyor. Bu tur için de sabaha karşı 02:30 gibi yola çıkılıyor.,

Gün batımı sonrası merdivenlerden inip araca biniyor, 1 saat süren 50 km'lik bir yolda aşağı doğru gidiyoruz. Kommagene Otel, gün doğumu ve batımı için gelip kalma yeri olmayanlar için ideal bir yer. Biz Nemrut’tan indik, Adıyaman’a döndük, akşam bir sosyal tesiste kaldık, ertesi sabah Adıyaman’dan simitlerimizi aldık, doğru Şanlıurfa’ya gitmek üzere yola çıktık. Yolda, Bozova’ya gelmeden sol tarafta, Atatürk Barajı yazılı tabeladan içeri girip 2-3 km sonra Atatürk Barajı'nın seyir kafeteryasında çayımızı içip simidimizi yedik. Atatürk Barajı'nın tepeden görünümünü seyrettik, baraj yapımında çalışan ve hayatını kaybeden işçiler için yapılan, isimlerinin de bulunduğu anıt önünde ruhlarına Fatiha okuyup ayrıldık.

Yola devam edip, dünyanın ilk üniversitesinin bulunduğu Harran’a geldik. Bir yazıda okumuş olduğum, dünyada sadece 3 bölgede bulunan konik kubbeli evleriyle koruma altına alınmış olan Harran’da ilk önce Harran evlerini, Ulu Cami kalıntılarını, höyük ve şehir surlarını gezdik. Kale kapalı olduğu için dışından baktık.

Harran’dan 35 derece sıcakta arabamıza binip Şanlıurfa’ya gitmek üzere yola çıktık. Şanlıurfa’ya 2 km uzaklıkta bulunan Eyyübiye Mahallesi'ne gidip, sabrı ile bilinen Eyüp Peygamber'in çile çektiği mağarayı ve makamındaki kuyuyu ziyaret ettik ve sabır için, şifa için musluklardan akan sulardan içip, dostlara ikram etmek üzere de bir bidon doldurup beraberimizde getirdik (Bidon orada satılıyor, giderken kendi bidonunuzu da götürebilirsiniz).

Hz. Eyüp Mağarası'ndan Şanlıurfa’ya gelip, otelimize yerleşip, arabamızı park ettik. Şanlıurfa'yı gezmeye başlamadan önce "Burada kebap nerede yenir" diye 2-3 kişiye sorup ortak noktayı bulduk. Bedesten civarında bir esnaf lokantası olan Kösenin Yeri'nde kebap yedik (Aynzeliha Gölü civarındaki lokantalar daha pahalı, bilginize).

Şanlıurfa'nın gezilecek bölgeleri çoğunlukla birbirine yakın mesafelerde. Şanlıurfa, Hz. İbrahim’in doğduğu, Hz. Eyüp’ün yaşadığı, Hz. İsa'nın kutsadığı kent, adeta bir açık hava müzesi.

İlk olarak, dünyada teknik açıdan eşi ve benzeri olmayan Amazon kraliçelerinin resmedildiği Halepli bahçe mozaikleri, Hz. İbrahim’in doğduğu mağara, Hz.İbrahim'in Nemrut tarafından ateşe atıldığı yer, gül bahçeleri ve kutsal sayılan balıklarıyla Balıklıgöl, Kale, Gümrükhan, Bakırcılar ve Kilimciler (Bedesten) Çarşısı, Ulu Cami, Şanlıurfa sokakları gezmeye değer yerler. Biz bir günde Göbekli Tepe hariç hepsini gezdik. Gümrükhan'da menengiç kahvemizi içip çıkış da isotculardan alış veriş yaptık.

Geceyi Şanlıurfa’da Aslan Quest House’da geçirdikten sonra sabah Birecik'e gidip Birecik Köprüsü'nü ve kelaylakların koruma altına alındığı yeri görüp fıstık bahçeleri arasındaki yollardan Halfeti’ye gittik. 

Halfeti (Eski)

Birecik Barajı'nın yapılması ile sular altında kalan eski Halfeti'de tekne turu ile Rum Kale, Savaşan Köyü ve civarına yapılacak tekne ile bir gezi yaptık. Fırat'ın üzerinde gezmek müthiş bir şey. Eski yaşam alanının üzerinde olduğunuzu bilmek ve tekne ile bir köyün üzerinden geçmek... İlginç. Gezinin ortalarında Rumkale'ye yanaşılıyor ve isteyenler inip gezebiliyor. Fırat kenarında restoranlar mevcut. Fırat'tan tutulan şabut balığını yiyebilirsiniz. Savaşan Köyü'nün de batık caminin yanında bir çay ocağı var özel tekne ile gidince burada çay molası verip çay içmek mümkün.

Tekne turu için, gitmeden önce internet üzerinden yapmış olduğum araştırma sonucunda, telefon ile aramış olduğum, tekne sahiplerinden aldığım fiyatlara göre uygun olan Çobanyıldızı Tekne: Salih Kaptan.

Halfeti sonrası Gaziantep Zeugma müzesine yola çıktık

Müzenin en gözde eseri Çingene Kızı Mozaiği. 1992 yılında çıkarılan bu mozaikteki kadın figürü, gizemli bakışları ile Zeugma'nın simgesi haline gelmiş. İlk çıktığı yıllarda kim olduğu konusunda kesin bir tanımlama yapılamayan bu mozaiğe, figürdeki kadın resminin çingene kızlarını andırması nedeniyle Çingene Kızı adı verilmiş, müzede ayrı bir bölümde sergileniyor. Bu mozaik, antik kent ile birlikte Gaziantep'in de simgesi olmuş. Her yerde bu mozaiğin resmini, hediyelik eşyalarını görmek mümkün.

Şanlıurfa’dan gelirken Gaziantep’in girişinde yol üzerinde sağ tarafta geniş bir otopark alanı mevcut. Müze ziyaretinden sonra GPS’imizi kale civarında bir otoparka ayarlayarak yola çıkıyoruz.

Halk arasındaki adı "Kara Basamak Bedesteni " olarak bilinen, 17. yüzyılda yapılmış tarihi çarşının içinde 73 adet dükkan bulunuyor. 3 farklı kapıdan bedestene girmek mümkün. Çarşı içinde yemeniden kutnuya, baharattan bakıra, ahşap süs eşyasından çantaya kadar bin bir çeşit hediyelik eşya var.

Zincirli Bedesten'in yaklaşık 300 metre aşağısında yer alan Arasa Meydanı'nda, Gaziantep tarihi Tahmis Kahvesi'ne gidip, yabani fıstıktan yapılan sütlü menengiç kahvesinden içtik. Tahmis "kahve dövülen yer" anlamına geliyormuş. Daha sonra da geldiğimiz yoldan geriye Almacı Pazarı, Tütün Han'a da uğrayarak arabamızı park ettiğimiz yere giderek gezimizi tamamladık.

Gaziantep’te geziye kale civarından aşağı başlayarak Gaziantep’i kısa zamanda gezip kebap ve baklavanızı rahat rahat yersiniz.

Yine her zaman olduğu gibi kendi turumuzu kendiniz planladık ve özgürce kimselere bağımlı kalmadan uyguladık. Siz de öyle yapın, bir de tavsiyem var:

Ayağınıza ayakkabınızı kendiniz giyebiliyorken ve elinizde baston yokken bol bol gezin!

GPS kullananlar için bazı yerlerin koordinatları:

Karakuş Tümülüsü: N 37.86787°, E 38.58706°
Cendere Köprüsü: N 37.93079°, E 38.60950°
Yeni kale: N 37.94467°, E 38.65197°
Arsemia Antik kent: N 37.94346°, E 38.65792°
Atatürk Barajı Seyir Mevki: N 37.46957°, E 38.31232°
Harran Evleri: N 36.86177°, E 39.03622°

 

Bu Sayfayı Paylaş :
Gönderen
ouzun
Tarihi ve Saati
15.05.2014 12:19
Okunma
2148
Değerlendirme
Sen de Oy Ver
2 kişi
Favorilere Ekle Mesaj Gönder Arkadaşıma Gönder Sayfayı Yazdır

İlk Yorumu Sen Yaz

 
 
En Çok Okunanlar
Editörün Seçtikleri